. . .
Sanat Teorisi
  Ana sayfa >> Makaleler >> Biyografiler >> Ressamlar >> Makale Oku

Makale Başlığı: İbrahim Çallı (1882-1960)

İbrahim Çallı (1882-1960) Yazdır Google+ twitter facebook

Yazar: Yrd.Doç.Dr.Özand Gönülal • Eklenme Tarihi: 11.09.2005 00:59:54 • Görüntüleme: 7.921
Özet:
1914 kuşağı ressamları arasında bu gruba adını veren İbrahim Çallı, Türkiye Cumhuriyeti’nin resim alanında batı anlayışına yönelik bir sürece girmesinde önemli itici güçlerden birisi olmuştur. Çalışmalarının tümünde Avrupa’nın izlenimcilik akımının kurallarını sıkı sıkıya uygulamaktan öte, kendine özgü bir karakter sergilemiştir.
Kelimeler:
İbrahim, Çallı, 1914 ,kuşağı,
Hazırlayan: Dr.Özand Gönülal*



Çağdaş Türk Resmi için önemli köşe taşlarından biri olan İbrahim Çallı, 13 Temmuz 1882 de Denizli’nin Çal ilçesinde doğmuştur. Cumhuriyet dönemi resim uygulamalarının öncülüğünü 1908 yılında kurulan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’nin ressamları yapmıştır. Ruhi Arel, Hikmet Onat ve Hoca Ali Rıza gibi ressamların bulunduğu bu Cemiyet’e İbrahim Çallı da üye olmuştur.Daha sonra Çallı Kuşağı olarak da anılacak bu ressamların çoğunluğu Sanayi-i Nefise mektebinden mezun olmuşlardır ve Avrupa’da sanat eğitimi görmüşlerdir.

İbrahim Çallı ilk ve orta öğretimini Çal ilçesinde tamamladıktan sonra İstanbul’a gelmiştir.Resme tutkun olmasına rağmen Sanayi Nefise mektebine girememiştir.Adliye’de katiplik yaparak yaşamını sürdüren Çallı, bir yandan da resim yapmaya devam etmiştir. Şeker Ahmet Paşa, Çallı’nın yeteneğini farkederek Sanayi Nefise mektebine girmesini sağlamıştır. Dört yıl okuduktan sonra Milli Eğitim Bakanlığı’nın açtığı sınavı kazanarak Fransa’ya gitmiştir. Ferdinand Coman’ın atölyesinde çalışan İbrahim Çallı, 1914 yılında I.Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla birlikte İstanbul’a dönerek, 1915 yılında Sanayi-i Nefise mektebinde öğretmenlik yapmaya başlamıştır.1947 yılında emekli olan Çallı, 1960 yılında mide kanaması sonucu vefat etmiştir.

İbrahim Çallı ve arkadaşları (“1914 Kuşağı”, “Çallı Kuşağı”, “Türk İzlenimcileri”) Fransız izlenimcilerinin etkilerini İsatanbul’a taşımışlardır.Başlangıçta fotoğraftan yapılan manzara resimleri ve naturmort’lar, Çallı ve arkadaşları ile birlikte gerçek doğanın karşısına geçilerek yapılmaya başlar.

İbrahim Çallı’nın resimlerine bakıldığında manzara resimlerinden natürmorta, günlük yaşam olaylarından Nü ve portrelere kadar zengin bir konu çeşitliliği ile karşılaşılmaktadır.

İbrahim Çallı’nın resimlerinde ışık ve buna bağlı olarak gelişen lekesel değerler ön plandadır. Özelllikle natürmort ve manzara resimlerinde bu belirgin olarak ortaya çıkar.Avrupa resmindeki izlenimciliğin etkilerini açıkça görmek mümkündür.Ancak portre uygulamalarında biçim ön plana çıkmasına karşın, kişisel kimliğin kazandırılmasında lekesel değerler etkili olmuştur.Çallı’nın resimlerinde görülen bu çeşitlilik onun belli kurallara sıkı sıkıya bağlanmak adına, saplantıya kapılmayı rededen bir anlayışa sahip olduğunu göstermektedir.Böylece onun resimlerinde özgür düşünce ve içtenliğin yansımaları açıkça görülmektedir.

İbrahim Çallı’nın resimlerini, genel olarak manzara, natürmort, nü, ve portreler olmak üzere gruplandırmak mümkündür.

Manzara resimlerine baktığımızda panoromik doğa görüntülerinin yanısıra şehir kesitlerini ve “balıkçılar” resminde olduğu gibi, doğa içinde günlük yaşam öykülerini bulmak mümkündür. “Adalardan” adlı resminde olduğu gibi panoromik anlayışa sahip olmasına karşın komposizyonu oluşturan biçimlerin daha belirgin vurgulanmasını sağlamıştır.Şehir kesitlerini yansıttığı resimlerinde, belgesel niteliğinde bir yaklaşım sergilenmiştir. “Bursa Türbeleri” adlı resim bu yaklaşımın önemli bir örneğini oluşturmaktadır.”Balıkçılar” adlı çalışmasında, resim yüzeyine tamamen hakim olan kayık ve içinde bulunduğu denizin ilişkisi, bir görüntü oluşturmaktan çıkmış, yaşamdan alınmış bir zaman diliminin dinamik karakterini belirgin bir şekilde yansıtmaktadır. Buna karşın kayıktaki figürlerin sahip olduğu biçim statik bir yapıyı yansıtmasına karşın, lekesel değerler sayesinde hareketin varlığını sergilemektedir.Fırça vuruş biçimi ve farklı renk lekeleriyle kayığın içinde bulunduğu denize çırpıntılı bir karakter katarak izleyicinin derinliklerinde bir heyecan oluşmasını sağlamıştır.Resim yüzeyinde kullandığı renk skalası içerisinde yer alan çarpıcı renkleri, kayığın üzerinde topluyor olması, dikkatimizi insan varlığının gün içerisinde yaşadığı zorlu bir yaşam kesitine çekmeye çalıştığı  izlenimi yaratmaktadır.

Natürmort, İbrahim Çallı’nın yaratı süreci içerisinde farklı bir yere sahiptir. Bu resimlerinde kullandığı ışık ve bununla belirginleşen lekesel değerler ile renk skalası yaşam derinliğine kökleri uzanan bir tutkunun varlığına işaret etmektedir.Bu eserlerinde ölü bir doğa resmetmesine karşılık, komposizyon düzeni ve fırça vuruşlarıyla yaşama ilişkin bir dinamiği yakalamak mümkündür.”Ay çiçekleri” adlı resmi ile, Vangogh’un "Ay çiçekleri" arasında bir ilişki kurulmaya çalışılsa da İbrahim Çallı ruhsal bir çöküntünün değil, yaşam serüveninin dışa vurumunu gerçekleştirmiştir.Özellikle komposizyonun solunda yer alan ayçiçeğinin üzerine düşen gün ışığı ve gerilmiş taç yaprakları, ölümün suskunluğunu değil yaşamın heyecanını betimlemektedir.

İbrahim Çallı’nın portreleri diğer resimlerine oranla biçim kaygısını daha fazla taşıdığı çalışmalarıdır.Ancak bu çalışmalar arasında da portresini yaptığı kişiye göre değişerek kullanılan resimsel dile ait ifadeyi görmek mümkündür. Örneğin Celal Bayar’ın portresinde kişisel kimliğin yansıtılmasının dışında, giyinişi ve genel duruşuyla devlet adamı ciddiyetinin yansıtacak biçimsel kuralcılık uygulanmışken, Neyzen portresinde izlenimciliğe ilişkin lekesel değerler ve fırça vuruşları daha serbest gerçekleştirilmiştir.

İbrahim Çallı’nın çıplak kadın resimlerinde, figür mekan ilişkisi ön plana çıkmaktadır.Her nekadar figür önplanda olsa da mekan içerisindeki diğer unsurlarda aynı etki ile izleyicinin karşısına çıkmaktadır.Bu resimlerde yer alan kadın figürlerinde zaman zaman duygusal boyutun yansımasını vücut biçimlerinde görmek mümkündür.

Sonuç olarak 1914 kuşağı ressamları arasında bu gruba adını verecek kadar ön plana çıkan İbrahim Çallı, Türkiye Cumhuriyeti’nin resim alanında batı anlayışına yönelik bir sürece girmesinde önemli itici güçlerden birisi olmuştur. Çalışmalarının tümünde gözlemlenen izlenimci anlayış, Avrupa’nın resim uygulamalarında görülen izlenimcilik akımının kurallarını sıkı sıkıya uygulamaktan çok, kendine özgü bir karakter sergileşmiştir.Bu karakter Çallı’nın komposizyonu oluşturan unsurların seçiminde ve resimsel dili oluşturmasındaki tavrı ile ortaya çıkmaktadır.



* Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Öğretim Görevlisi



KAYNAKÇA 



Berk Nurullah -Kaya Özsezgin ,Cumhuriyet Dönemi Türk Resmi, Ankara 1983”

Başkan Seyfi, Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türkiye’de Resim, Ankara 1997

Cezar Mustafa, Sanatta Batıya Açılış ve Osman Hamdi Bey, İstanbul 1971

Eyüpoğlu Bedri Rahmi, “Çallı üzerine” Türkiyemiz, sayı 18 Şubat 1976 s.9

Germaner Semra, “Türk resmindeki İzlenimci akım.1914 kuşağı sanatçıları” Antik dekor, s.2- s.98

Özsezgin Kaya, Türk Resmi, Ankara 1998

Turani Adnan, Batı Anlayışına Dönük Türk Resim Sanatı, Ankara 1984





Makale Detaylar
Gönderen: ozand
Kategori: Biyografiler >> Ressamlar
Derecelendirme: ++++++++/0 90,3%
Yazar İletişim: ozandgonulal@akdeniz.edu.tr

3 kişi yorum yapmış.

merro - 30/10/2005
Paylaşımınız için teşekkürler
ozand - 18/09/2005
Teşekkür ederim.
Serdar - 11/09/2005
Paylaşımınız için teşekkürler

Yorum yaz!

Sadece üyeler yorum yazabilir. Üye olmak için tıklayın.

Ana sayfa | Makaleler

Aç

Haftanın Yazısı: CIA’nin Kültürel Silahı: Çağdaş Sanat

EN İYİ MAKALELERrss

Makaleler bölümündeki en iyi 5 içerik.
Eser Analiz Yöntemleri
Sanat olgusunun varlığını kavramanın en doğru yolu, sanat eserini çözümlemekte yatmaktadır. Bu konuya karşı XX.yüzyıl başlarında ilgi uyanmaya başlamış ve 1915 yılında Heinrich Wölfflin ve sonrasında Erwin Panofsky ...
Türk Resminde Kurtuluş Savaşı Teması
Sanatın toplumsal yapılara, bağlı gelişmesiyle, sanatçının yaratımını politik, ekonomik, kültürel şartlara uyumlu bir tavırla gerçekleştirmesi özdeştir. Bu arada tarihî sürecin hiçbir döneminde varlığı inkâr edileme...
Sokrates ve Felsefesi
M.Ö. 469-399 yılları arasında yaşamış olan ünlü Yunanlı düşünür. Platon’un hocası olan Sokrates, yazılı hiçbir şey bırakmamış, tüm zamanını özellikle gençlerle felsefe tartışarak geçirmiştir. Görüşleri, tartışmaları...
Barok Dönem Cenovalı Ressamlar
İtalya’nın kuzey batısında, liman kenti olan Cenova (İ.Ö.218) Romalılar döneminden itibaren önemli bir merkez olarak tarih içinde yer almıştır. Cenova aynı zamanda İtalya’nın Orta Avrupa’ya açılan kapısı durumundadı...
Altın Oran
“Altın oran kavramı ve bu kavramın gizemi nedir?” diye düşündüğünüz olmuştur. Belki de bu kavramı ilk defa duymuşsunuzdur. Peki, nedir altın oran, nereden çıkmıştır, pratik hayatta kullanımı var mıdır? Doğada rastla...

SON 5 MAKALE  rss

CIA’nin Kültürel Silahı: Çağdaş Sanat
Soyut dışavurumcular, 1940’ların sonlarında ortaya çıktılar ve New York’u sanat dünyasının merkezi olarak kabul ettirdiler. Ancak kimileri onların, Soğuk Savaş Dönemi’nde Amerikan casuslarının piyonları olduklarını ...
Renk Teorisine Tarihsel Bir Bakış
Tarih boyunca uygarlıklar, renk teorilerini etraflarındaki dünyayı tanımlamak ve renkleri nasıl gördüğümüzü anlamak için geliştirmişlerdir. Ancak, ilk kez Aristoteles’in fikirleri renk teorisyenleri arasında daha ço...
Batılı Sanatçıların Çallı Kuşağı’na Etkileri
Çallı Kuşağı, bilinen bir diğer adıyla 1914 Kuşağı; Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde sanat hayatına atılan sanatçılardan oluşur. Bu sanatçılar yıkılan bir imparatorluğun ardından her anlamda yeniden inşa e...
Adorno, Debord ve Baudrillard’da Kültür ve Sanat
Theodor Adorno, kültür endüstrisi düşüncesinde sanatı ‘sığınak’ olarak görmüş, sanatın kitle kültürünün etkilerini azaltma ve onun işleyişinin dışında kalması gerektiğini önermiştir. Guy Debord, “gösteri toplumu” dü...

Navigasyon

Galeri
Üye/Ziyater
  • . Aktif üye sayısı (0)
  • . Aktif ziyaretçiler (19)
  • . Kayıtlı üye sayısı (1122)
  • . Yeni Üyelik
Açılış sayfası yap Sayfa basina git