. . .
Sanat Teorisi
  Ana sayfa >> Makaleler >> Biyografiler >> Ressamlar >> Makale Oku

Makale Başlığı: Adnan Turani (1925-)

Adnan Turani (1925-) Yazdır Google+ twitter facebook

Yazar: Yrd.Doç.Dr.Özand Gönülal • Eklenme Tarihi: 25.09.2005 23:16:26 • Görüntüleme: 6.820
Özet:
Avrupa’daki eğitimi sırasında non-figüratif bir anlayışa yönelen sanatçının üzerinde, Almanya’da devam ettiği atölyelerin etkisi olmuştur.1970leri başlarına kadar süren soyut dönemi, daha sonraki deneyimlerini ve araştırmalarını biçimleyici olması bakımından önem taşımaktadır.Özellikle renk sorunlarının çözümüne ilişkin ilk belirleyici referansların oluşumunda anayolu çizmiştir.
Kelimeler:
Adnan Turani, kaligrafi, soyut
Hazırlayan: Dr.Özand Gönülal*



Adnan Turani 1925 yılında istanbul’da doğmuş İstanbul öğretmen okulunu bitirdikten sonra bir yıl öğretmenlik yapmış ve daha sonra 1945 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş bölümüne girmiş ve 1948 yılında buradan mezun olmuştur.1953 yılına kadar Anadolu’da öğretmenlik yapan Turani, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yurtdışı sınavını kazanarak savaş sonrası yurtdışına gönderilen ilk öğrenciler arasına girmiştir. Önce Münih Güzel Sanatlar Akademisi’nde Manfred Henninger ve BAUMEİSTER’in atölyelerinde çalışmış; 1956 yılında Hamburg’a giderek Heinz Trökes’le 1959 yılının ortalarına kadar çalışmıştır. Daha sonra yurda dönen Adnan Turani, Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş bölümüne atölye hocası olarak atanmıştır.



1970 yılında Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi bölümünde öğretim görevlisi olarak göreve başlamış ve Güzel Sanatlar Enstitüsü koordinatörü olmuştur.1983 yılında Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinin kuruluşunda görev almış ve aynı fakültenin resim bölümü başkanlığına atanmıştır.



Hacettepe Üniversitesinde “Modern Resim Sanatını Yaratan Faktörler” konulu teziyle doktor ünvanını alan Turani, ressamlığın yanında Sanat Tarihi alanında gerçekleştirdiği çalışmalarıyla Türkiye Cumhuriyeti toplumunun sanat olgusunu tanımasına önemli katkılarda bulunmuştur. “Dünya Sanat Tarihi”, “Türk Resim Sanatı”, “Sanat Terimleri Sözlüğü”, “Çağdaş Sanat Felsefesi” gibi çalışmaları sanat alanında önemli kaynaklar olarak yerini korumaya devam etmektedir.



1986-87 yıllarında Bilkent Üniversitesi’nde Resim Bölümü Başkanlığı görevini yürüten Prof.Dr.Adnan Turani, Ankara’da yaşamını sürdürmektedir.



Avrupa’daki eğitimi sırasında non-figüratif bir anlayışa yönelen sanatçının üzerinde, Almanya’da devam ettiği atölyelerin etkisi olmuştur.1970leri başlarına kadar süren soyut dönemi, daha sonraki deneyimlerini ve araştırmalarını biçimleyici olması bakımından önem taşımaktadır.Özellikle renk sorunlarının çözümüne ilişkin ilk belirleyici referansların oluşumunda anayolu çizmiştir.



İlk çalışmalarından olan “Paçavra Kilimden Abstraksiyona” adlı eseri, kültürel kaynaktan seçilen bir nesnenin sahip olduğu soyut renkli bir anlayışın resimsel dile aktarılmasının bir örneği olarak değerlendirilebilir. Ancak bu aktarma sırasında kilim nesnesinin sahip olduğu dekoratif renk kullanımından uzaklaşıldığı gözlenmektedir.



Adnan Turani’nin; “ resimsel biçimleme ile ilgili mantığın oluşması alınan resim eğitiminden çok sonra gelişmektedir”; sözleri onun yaratı süreci içerisinde ki değişiminin bir ifadesi olarak ta değerlendirilebilir. Çünkü yurda döndükten sonra lirik soyut bir anlayış temelinde Kaligrafik bir anlatıma yönelmesi bunun kanıtıdır.



Yoğun denemeler gerçekleştiren Turani’nin çalışmalarında zaman zaman bir defada çizilmiş kompozisyonel desenlere rastlanmaktadır. Bu çalışmalarında mümkün olduğunca az renk kullanarak güçlü bir anlatıma ulaştığı görülmektedir.



Resimlerinde güçlü bir yapıya sahiptir. Özellikle “Keman Çalan Kadın” resimlerinde sergilenen desen bu kıonudaki ustalığını belirgin olarak ortaya koymaktadır. Keman çalan kadın resimlerine baktığımızda figüratif bir deformasyon olmasına karşın, izleyen kişi açısından bir rahatsızlık yaratmamaktadır. Daha doğrusu var olan deformasyon hissedilmemektedir.Turani, bu durumu şöyle açıklamaktadır;‘‘İnsanın anlayış boyutları değişmektedir, figüre ilişkin kurgusal mantık içerisinde oranlar, figürü yapan kişi, (ressam) tarafından öylesine kurgulanır ki bu izleyicinin dikkatini çekmez onu rahatsız etmez.’’ Bunun için resim olgusunun temelinde varolan kurgusal mantığın, sanatsal yaratmada önemli bir faktör olduğunun kavranması gerekmektedir. Keman çalan kadın figürlerinin sahip olduğu hareket keman çalan bir insanın sahip olduğu hareketlerin başarılı bir gözlemi olarak ortaya çıkmaktadır. Bu başarının altında belki de, Turani’nin gençlik yıllarında keman çalmış olması yatmaktadır.



Turani’nin çalışmaları arasında yer alan doğa ya ilişkin görüntülerde (peyzaj) ön plana çıkan renkçi anlayış, konunun doğayla ilişkisinin kesilmesini ve tamamen soyut bir boyuta geçmesini sağlamaktadır. Ancak kaligrafik yaklaşımdan hiç bir zaman uzaklaşmamıştır. Turani’ye göre kaligrafi ‘‘ İnsanın kendi iradesinin biçimlenmesidir, ressamın resimde imza ile özdeş tavrıdır, böylece ressam kendi karakterini sergilemektedir.’’



Turani’nin son dönem yapıtları, onun 60 yıllık resim serüveniyle ilgili en önemli ipucunu bize veriyor. O da sanatçının araştırmacı yönünü, gözler önüne sermesi. "Resim bir boya olayıdır" diyen Turani’nin o kadar yıldan sonra bugün vardığı nokta gerçekten ilginç. Turani, yaratma sürecini; "benim resmime dayanan çabam, her seferinde ayrı bir maceraya atılarak bu düşünsel eylem savaşında hiç olmazsa arada bir olumlu sonuç alma niyetine dayanır. Ben çevremde yeni biçimlemelere gidiyorum. Bu nedenle benim resmim, doğa etkisini soyut bir dilde yeniden inşa etmektir. Böylece doğa biçimini değil, doğa etkisinin biçimini konu ediyorum. Bu etki biçimini arama her defasında, beni yeni biçimleme, biçim - motif sentezine sürüklüyor. Bu işlem, bir biçim transformasyonu değil, etki biçimi araştırmasıdır"sözleriyle tanımlamaktadır



Turani’nin etki biçim araştırmalarında renkler izleyiciyi önemli bir araştırmanın içine sürüklemektedir anacak bu durum izleyici tarafından farkedilmemektedir. Böylece izleyicinin ciddi, bilimsel araştırmanın o katı , ahenksiz ortamıyla ilgisi kalmaz ve eğlenceli bir ortamda, rengârenk, devingen süreç içerisine girer. Turani’nin "şımarık, boyalı yüzleri, çocuksu tavırları, beni etkileyen her şey" diyerek içeriğini anlattığı kompozisyonlarının kimileri çiğ sarı ya da acı kırmızı, kimileri vahşi siyah. Çünkü Turani’ye göre resim, boya ile konuşmaktır.



Adnan Turani; ressamlığının yanı sıra “sanat bilimi” açısından verdiği eserler ve hocalığı sayesinde yetiştirdiği öğrencilerle kattığı değerler ile Türkiye Cumhuriyeti’ nde sanat alanında itici bir güç olarak varlığını sürdürmektedir.



.* Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü



** Resim ve diğer dökümanlar için Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Ulusal Sanat Arşivi’nden yararlanılmıştır. 

www.ulusalsanatarsivi.com





Kaynakça



Berk Nurullah -Kaya Özsezgin ,Cumhuriyet Dönemi Türk Resmi, Ankara 1983”

Dal, Esin “Türk Resminde Kaligrafik Eğilimler”, Türkiye''''''''de Sanat, Kasım/Aralık 1991, S.1,s.33

Özsezgin Kaya, Türk Resmi, Ankara 1998

Turani Adnan, Batı Anlayışına Dönük Türk Resim Sanatı, Ankara 1984





Makale Detaylar
Gönderen: ozand
Kategori: Biyografiler >> Ressamlar
Derecelendirme: +++++++++/ 100,5%
Yazar İletişim: ozandgonulal@akdeniz.edu.tr

2 kişi yorum yapmış.

merro - 30/10/2005
Paylaşımınız için teşekkürler
ozand - 25/09/2005
Adnan Turani (1925-). İyi okumalar.

Yorum yaz!

Sadece üyeler yorum yazabilir. Üye olmak için tıklayın.

Ana sayfa | Makaleler

Aç

Haftanın Yazısı: CIA’nin Kültürel Silahı: Çağdaş Sanat

EN İYİ MAKALELERrss

Makaleler bölümündeki en iyi 5 içerik.
Eser Analiz Yöntemleri
Sanat olgusunun varlığını kavramanın en doğru yolu, sanat eserini çözümlemekte yatmaktadır. Bu konuya karşı XX.yüzyıl başlarında ilgi uyanmaya başlamış ve 1915 yılında Heinrich Wölfflin ve sonrasında Erwin Panofsky ...
Türk Resminde Kurtuluş Savaşı Teması
Sanatın toplumsal yapılara, bağlı gelişmesiyle, sanatçının yaratımını politik, ekonomik, kültürel şartlara uyumlu bir tavırla gerçekleştirmesi özdeştir. Bu arada tarihî sürecin hiçbir döneminde varlığı inkâr edileme...
Sokrates ve Felsefesi
M.Ö. 469-399 yılları arasında yaşamış olan ünlü Yunanlı düşünür. Platon’un hocası olan Sokrates, yazılı hiçbir şey bırakmamış, tüm zamanını özellikle gençlerle felsefe tartışarak geçirmiştir. Görüşleri, tartışmaları...
Barok Dönem Cenovalı Ressamlar
İtalya’nın kuzey batısında, liman kenti olan Cenova (İ.Ö.218) Romalılar döneminden itibaren önemli bir merkez olarak tarih içinde yer almıştır. Cenova aynı zamanda İtalya’nın Orta Avrupa’ya açılan kapısı durumundadı...
Altın Oran
“Altın oran kavramı ve bu kavramın gizemi nedir?” diye düşündüğünüz olmuştur. Belki de bu kavramı ilk defa duymuşsunuzdur. Peki, nedir altın oran, nereden çıkmıştır, pratik hayatta kullanımı var mıdır? Doğada rastla...

SON 5 MAKALE  rss

CIA’nin Kültürel Silahı: Çağdaş Sanat
Soyut dışavurumcular, 1940’ların sonlarında ortaya çıktılar ve New York’u sanat dünyasının merkezi olarak kabul ettirdiler. Ancak kimileri onların, Soğuk Savaş Dönemi’nde Amerikan casuslarının piyonları olduklarını ...
Renk Teorisine Tarihsel Bir Bakış
Tarih boyunca uygarlıklar, renk teorilerini etraflarındaki dünyayı tanımlamak ve renkleri nasıl gördüğümüzü anlamak için geliştirmişlerdir. Ancak, ilk kez Aristoteles’in fikirleri renk teorisyenleri arasında daha ço...
Batılı Sanatçıların Çallı Kuşağı’na Etkileri
Çallı Kuşağı, bilinen bir diğer adıyla 1914 Kuşağı; Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde sanat hayatına atılan sanatçılardan oluşur. Bu sanatçılar yıkılan bir imparatorluğun ardından her anlamda yeniden inşa e...
Adorno, Debord ve Baudrillard’da Kültür ve Sanat
Theodor Adorno, kültür endüstrisi düşüncesinde sanatı ‘sığınak’ olarak görmüş, sanatın kitle kültürünün etkilerini azaltma ve onun işleyişinin dışında kalması gerektiğini önermiştir. Guy Debord, “gösteri toplumu” dü...

Navigasyon

Galeri
Üye/Ziyater
  • . Aktif üye sayısı (0)
  • . Aktif ziyaretçiler (19)
  • . Kayıtlı üye sayısı (1122)
  • . Yeni Üyelik
Açılış sayfası yap Sayfa basina git