. . .
Sanat Teorisi
  Ana sayfa >> Makaleler >> Biyografiler >> Ressamlar >> Makale Oku

Makale Başlığı: Nurullah Berk (1906-1982)

Nurullah Berk (1906-1982) Yazdır Google+ twitter facebook

Yazar: Dirim Art • Eklenme Tarihi: 17.11.2007 19:04:08 • Görüntüleme: 19.437
Özet:
1906 yılında İstanbul da doğan, 1982’de İstanbul da kaybettiğimiz, ressam ve yazar kimliği ile tanıdığımız sanatçımız Nurullah BERK . ilk okulu Heybediada’da, orta okulu Nisantası’nda okudu. Galatasaray lisesini bitirdikten sonra, 1924 Sanayii Nefise’ye girdi.
Kelimeler:
Nurullah Berk, ressam, biyografi, D Grubu, resim, sanat, akım
1906 yılında İstanbul da doğan, 1982’de İstanbul da kaybettiğimiz, ressam ve yazar kimliği ile tanıdığımız sanatçımız Nurullah BERK . ilk okulu Heybediada’da, orta okulu Nisantası’nda okudu. Galatasaray lisesini bitirdikten sonra, 1924 Sanayii Nefise’ye girdi. Burayı, Hikmet ONAT, İbrahim ÇALLI atölyelerinde öğrenim görerek bitirdi. Daha sonra Paris’e giderek, Paris Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nda Ernest LOURENT’in ögrencisi oldu. Dönemin sanat baskenti Paris ve orada yaptığı çalısmalar, sanatçını sanata bakısını biçimlendirdi. Yurda dönüsünde İstanbul’da arkadaşlarıyla birlikte “Müstakil Ressamlar ve herkeltraşlar Birligi’ni kurdu(1928). Sanatçı bir çeşit dayanışma isteğinden öte herhangi bir akım felsefesi ortaya atamamasından dolayı birlikten ayrılmıştır.1933 yılında tekrar Paris’e gitti. André LHOTE ve Fernatd LéGER’in yanında çalıştı. Aynı yılın sonunda yurda dönünce, 1914 kuşağı izlenimci ressamların estetik anlayışına ve tekniğine karsı kübist ve yapımcı bir tekniği getiren arkadaşlarıyla Abidin DİNO, Zeki Faik İZER, Elif NACİ, Cemal TOLLU, Zühtü MÜRÜTOGLU 'D Gurubu” topluluğunu kurdu. Nurullah BERK, Türk sanatında plastik değerleri öne çıkarmayı amaçlayan grup içersinde, yalnızca resimleri ile değil, grubu ve sanat anlayışını tanıtmayı amaçlayan yazılarıyla da öne çıktı. D grubunun sanatsal dilini Nurullah BERK oluşturmuştur. D grubu ile başlayan yenileşme evresi içinde bu dönümde oluşan bütün sorunlara açık, aydın ve sanatçı kimliği ile, kültür dünyamıza bu sorunların tartışılmasına zemin hazırlamış, tartışmalara bizzat katılmış. Türk sanatının yöneldiği batı dünyası karsısında, kimliksel bir yapıya götürücü çözüm olanakları sorgulamış ve bu tür bir sorgulamanın kendi sanatına yansıyan boyutlarını sürekli olarak gündemde tutmayı basarmış. 1939’da İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ne öğretim üyesi oldu. 1962’de de İstanbul Resim Heykel Müdürlüğüne getirildi.1939’ dan 1968’e kadar Türk plastik sanatların kurumsallaşması yolunda yoğun çaba göstermiştir. Nurullah BERK, UNESCO’ya bağlı “Uluslararası Sanat Eleştirmeni Türkiye Komitesi”ni Suut Kemal YETKİN’le birlikte kurmuş, 1954’te de kongre kurulmasına katkı sağlamıştır. Paris, Moskova, Bükreş, Leningrad ve Brüksel’de açılan “Çağdaş Türk Grafik Sanatları” sergilerinde komiserlik yapmıştır. Sao Paolo ve Venedik bienallerine katıldı.

Nurullah BERK LHOTE ve LéGER atölyelerine devam ederken bu sanatçıların resimde savundukları desen, kütle ve hacim yaratma anlayışlarını benimsemiş, Türkiye’de İzlenimci (izlenimcilik) Çallı kuşağının yok ettiğini düşündüğü bu anlayışları Türk resmine yeniden getirmeyi planlamıştır. Bu amaçla kurulmasına öncülük ettiği D grubu dönemi resimlerinde (1933-35) Birleşimsel kübizm’e yakınlığı sezilir. 1933’te yaptığı iskambil kağıtlı natürmort dizisinden ikinci yorum örneği, bu eğilimlerin bir ürünüdür.
 

Bu resimde mavi tonlarda boyanmış zemin üstüne kavuniçi, sarı ve yeşilin tonlarıyla beyaz kullanılmış. Masa üstünü yada masa örtüsünü simgeleyen ve sözü edilen renkler de boyanmış yarım dairelerin arasına masadaki sürahi, meyve tabağı ve benzeri öğeleri simgeleyen çeşitli dörtgen ve geometrik biçimler yerleştirmiştir. Tabloya adını veren ve büyük olasılıkla biçimlerinden dolayı seçilen iskambil kağıtları bu parçaların arasına serpiştirilmiş. Tümüyle geometrik biçimlere dönüştürülmüş, Kübist bir kompozisyon oluşturan bu öğelerin her biri, birbirinden kesin çizgilerle ayrılmış. Nurullah BERK ‘in D grubu’nun ilk yıllarında yaptığı bu türden geometrik kompozisyonları giderek iki boyutlu, yüzeysel Yapımcı bir resme yönelmiştir. Bu çizimleri, özellikle kadın portre ve çizimleri dikkat çekmektedir.

1947’de D grubunun dağılmasından sonra yenide Paris’ e gittiğinde Lhote’nin atölyesinde anlamadıklarını fark ettigini söylemiş ve 1950’ de yaptığı çalışmalarında tümüyle çizgisel ve iki boyutlu resimlerine rastlanmaktadır. 1950’lerin sonunda BERK, T ürk resminde bir Doğu, Batı birleşiminin gerekliliğini savunmuştur. Bu tarihlerden sonra Türkiye’ ye özgü örge ve öğeleri araştırmaya yönelmiş, yazma minyatürleri inceleyerek bunları batılı tekniklerle biçimlendirmeye çalışmıştır. Türkiye’de geometrik-figüratif bir yapımcılıkçı ilk temsilcilerinden olmuş, geleneksel öğelerden yararlanarak ulusal resim araştırmalarını güçlendirmiştir.

Sanatçını kazandığı ödüller:
1967’de de Ankara Devlet Resim Heykel Sergisi’nde birincilik kazandı, 1967 Paris Bienali’nde Onur Madalyası’nı ve 1975’te DYO Resim yarışması’nı kazandı. Yurtdışında çağdaş Türk resmini temsil eden eserlerden oluşan birçok serginin düzenlenmesini de o sağladı. Sanat anlayışı nedeniyle çok eleştirilmiş ve sayısız tartışmanın odağında yer almış sanatçı, fırçasıyla ve kalemiyle Türk sanatında izler bırakmıştır. Çabası Türk resmine kimlik kazandırmaktı, Doğu ve Batı’yı sanatın ortak yönünde buluşturmaktır.

Sanatçının kitapları:
  • Modern sanat (1932)
  • Leonardo da Vinci (1933)
  • Türk heykeltıraşları (1937)
  • Türkiye ‘de resim (1943)
  • La Peinture Turque (Türk Resmi 1950)
  • Belliniler (1951)
  • Türkiye’de Resim ve Heykel (1957)
  • Resim bilgisi (1964)
  • Sandro Boticelli, Polo Ucello, Piero della Francesca (1968)
  • Resim ve Heykel Müzesi (1972)
  • Elli Yılda Türk Resmi ve Heykeli (H.Gezer ile, 1973)
  • Fikret Mualla, Türk Resminde İstanbul (1977)

Zeki Faik ZER’in yorumuyla Nurullah BERK
Zeki Faik İZER, 1971 yılında yazdığı bir yazıda söyle diyor Nurullah BERK için: “Nurullah BERK’İN resimlerinin özelliğini teşkil eden baslıca esasları söyle sıralayabiliriz sanırım: Vuzuh, denge, ölçü, nizam ve doğuştan gelme bir mimari duygusu. Dizeledigim bu temel unsurlarla dünya sanat akımlarının ve endişelerinin paralelinde, Türk sanatının soyut yada somut her dalıyla ilgilenerek, doğrusu o akım ve estetikleri kendi ulusal dünyamızda değerlendirerek son çalışmaları sefasına geldi. Ömrünün her cağı bu aşamaları yarattı, güçlendirdi simdi, son tabloları kendi yakın çevresi elemanlarının muayyen bir ‘espas’taki’ çeşitli buluşma ve kuruluşların yankısıdır. Form, çizgi, renk... Hepsi, hepsi bu anıtsal kurulusun bu statik his dünyasının hizmetindedir. Her bir tablosunun söylemek istediği, söylediği ‘şey’ler var bu ‘şey’ler somut, son zamanlarda da soyut olarak barok ritim ve düzenlerle tuvaldeki yerini alıyor

İlk kübist – konstrüktivist resimleri ülkesine taşımış olan sanatçının önemli birkaç eserinin açıklamaları
 

Nargile İçen Adam 60 X 93 Tuval üzerine yağlıboya, İstanbul Resim Heykel Müzesi: resim ilk bakışta kübist parçalanmalarıyla ve kalın siyah konturlarıyla dikkat çekiyor. Batıdaki anlamda bir kübizm yoktur bu resimde. Biçimsel olarak yararlandığı bu akım burada farklı bir ifadeye kavuşmuştur. Konturların arası pürüzsüz ve arı bir şekilde boyanmıştır. Sıcak ve soğuğun dengeli bir uyumunun göze çaptığı resimde Nurullah BERK yerel motifleri kübizme uygulamış böylece değişik bir doğu batı sentezi oluşturmuştur.
 

GERGEF isleyen kadın 60x73 yağlı boya Tuval, İstanbul Resim Heykel Müzesi Nargile içen Adam resminde gördüğümüz özellikler bu resim de yer almaktadır. Yine konturlarla biçimler parçalanmış ve günlük yasamın sıradan bir yaşantısını ele almıştır.

Ütücü Kadın 100x100, Tuval üstüne yağlı boya, Tiglat Sanat Galerisi özel koleksiyonu: Resimde konturlar yine değişmeyen bir unsur olarak yer almış. Bu resimde Nurullah BERK kendine özgü alanı yakalamış gibidir. Biçimler öteki resimlerde olduğu gibi çok parçalı değildir. Parçalanmalar formu bozmayacak şekilde yer yer kontur kullanmadan renkler ve tonlarla yapılmıştır. Önceki resimlerinde merkezi olan kompozisyon burada değişmiş, figür bu sefer resmin ortasında değil sol tarafta yer almıştır. Geçeksel biçimlerin üzerine bu resimde daha önemle durulmuş. Konu olarak yine gündelik hayatlardaki insan motifleri islenmiştir.

Çömlekçi 98x30 Tuval üzerine yağlı boya İstanbul Resim Heykel Müzesi: Bu resimde Nargile İçen Adam resmindeki parçaları hatırlatan parçalanmaları, figür dışındaki nesnelerde görüyoruz. Figürde gördüğümüz parçalanma ise bize ütücü kadın adlı resmi hatırlatır. Böylece bahsettiğimiz iki resim arasındaki bir asamaya yerleştirebiliriz bu resmi.

Nurullah BERK’in içinde bulunduğu Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği’nin çalışmaları
1929 Temmuz ayında kurula cumhuriyet dönemini ilk sanatçı topluluğu, Müstakil Ressamlar Heykeltıraşlar Birliği adını taşıyordu, ressam Refik Fazıl EPİKMAN, Cevat Hamit DERELİ, Seref Kanil AKTİK, Mahmut Celalettin CUDA, Hale ASAF, Ali Avni ÇELEBİ, Ahmet Zeki KOCAMEMİ ve Nurulllah BERK, ressam ve heykeltıraş Muhittin SEBATİ, heykeltıraş Ratip Asir ACUTOGLU ve dekoratör Fahrettin’dir.
  • Grup ilk sergilerini Ankara Etnografya Müzesi ve İstanbul’da Cagaoglu’ndaki Türkoçagında açmışlardır. Bu sergilerde Türkiye’den çok Paris manzaralarını olması nedeniyle eleştirilmişlerdir.
  • 1. genç ressamlar sergisi’nde Müstakil Birliğini oluşturan sanatçıların yanında birlik dışında bulunan sanatçılarında yapıtları bir arada seyirciye sunulmuş, başka isimler altında da sergiler düzenleyerek kendilerini topluma yönetime kabul ettirme çabasında bulunmuşlardır. Bu topluluk yeni sanat biçimlerini ülkeye getirme yolunda çabaları olmuştur.
  • Bu çabalar cumhuriyetin ilanından sonra, Atatürk’ün başlattığı devrimci hareketlerle bağlantılıdır.
  • 4. sergileri büyük ilgi gören topluluk üyeleri, İstanbul’da Fransızca olarak da yayınlanan Cumhuriyet ve Milliyet gazeteleri, bu 4. Müstakiller sergisini önemle ele almış ve “Le Milliete” de Nurullah BERK sergiye katılan sanatçıların, batı dünyasının tanınmış ressamlarıyla ilintilerine değinen bir eleştiri yayınlamıştır.
  • Grup üyeleri birçok başarılı etkinlikler de bulunmalarına karsın çeşitli eleştirilere maruz kalmaktan kurtulamamışlar ve aynı zamanda aralarında anlaşmazlıklar ve çekişmeler nedeniyle grup bir süre sonra dağılmıştır.
  • Nurallah BERK grup içinde bir akım felsefesi oluşturamadıklarını öne sürerek gruptan ayrılmıştır.

D Grubu Topluluğunun Çalışmaları
  • 1933’de Zeki Faik İZER’İN ev sahipliği yaptığı Nurullah BERK,Cemal TOLLU, Abidin DİNO, Elif NACİ VE Zühtü MÜRÜTOGLU’nun katıldığı bir toplantıda D grubunu kurma düşüncesi sanatçılar tarafından ortaya atılmıştır.
  • Sanatın ne olduğunu insanlara anlatmayı, insanları sanat adına bilinçlendirmeyi amaçlayan grubun adını Fikret ADİL koyar ve kurulan dördüncü grup olduğu için D grubu adını alır.
  • O yıllarda doğru dürüst sergi salonu yada sergi resim galerisi bulmak zor olduğu için gurup, önceden şapka mağazası olan ve ifraz edip kapatılan bir dükkanda ücretsiz olarak ilk sergilerini açar.
  • Açılan ilk sergi, desen sergisidir. Amaç sanatçıların sanat eğilimleri tanıtmak, kübik formları örneklerini sunmaktır.
  • Grubun ismi için çeşitli yorumlarda bulunulur.
  • Türk resim sanatının çağdaş akımlarla bir etkileşim içinde olması gerektiğini düşünüyor, izlenimi teknikleri reddederek kompozisyonu, kübistve konstruktivist anlayışlardan yola çıkarak eski ürünlerden daha farklı bir yapı üzerine oturtmayı amaçlıyorlar.
  • Sergide her şey üyeler tarafından karşılandığı için, açılışta sandalyeler Nurullah BERK ‘in evinden getirtilir.
  • 1934 ‘de açılan ikinci sergide yağlı boya ve sulu boya eserler bulunmaktadır. Daha sonra pes pese iki sergi daha açılır. Turgut ZAİM ve Bedri Rahmi EYÜBOGLU gruba katılır.
  • D grubunun serüveni 15 yıl kadar sürdü.

Kaynak:
9-4 Mayıs 2005 Fırça ve Kalem Ustası Nurullah Berk Retrospektif Sergisi Kataloğu - DirimArt.

Makale Detaylar
Gönderen: webmaster
Kategori: Biyografiler >> Ressamlar
Derecelendirme: ++++++++++ 100,0%
Yazar İletişim: Bilinmiyor

1 kişi yorum yapmış.

webmaster - 05/10/2008
Paylaşımınız için teşekkürler

Yorum yaz!

Sadece üyeler yorum yazabilir. Üye olmak için tıklayın.

Ana sayfa | Makaleler

Aç

Haftanın Yazısı: CIA’nin Kültürel Silahı: Çağdaş Sanat

EN İYİ MAKALELERrss

Makaleler bölümündeki en iyi 5 içerik.
Eser Analiz Yöntemleri
Sanat olgusunun varlığını kavramanın en doğru yolu, sanat eserini çözümlemekte yatmaktadır. Bu konuya karşı XX.yüzyıl başlarında ilgi uyanmaya başlamış ve 1915 yılında Heinrich Wölfflin ve sonrasında Erwin Panofsky ...
Türk Resminde Kurtuluş Savaşı Teması
Sanatın toplumsal yapılara, bağlı gelişmesiyle, sanatçının yaratımını politik, ekonomik, kültürel şartlara uyumlu bir tavırla gerçekleştirmesi özdeştir. Bu arada tarihî sürecin hiçbir döneminde varlığı inkâr edileme...
Sokrates ve Felsefesi
M.Ö. 469-399 yılları arasında yaşamış olan ünlü Yunanlı düşünür. Platon’un hocası olan Sokrates, yazılı hiçbir şey bırakmamış, tüm zamanını özellikle gençlerle felsefe tartışarak geçirmiştir. Görüşleri, tartışmaları...
Barok Dönem Cenovalı Ressamlar
İtalya’nın kuzey batısında, liman kenti olan Cenova (İ.Ö.218) Romalılar döneminden itibaren önemli bir merkez olarak tarih içinde yer almıştır. Cenova aynı zamanda İtalya’nın Orta Avrupa’ya açılan kapısı durumundadı...
Altın Oran
“Altın oran kavramı ve bu kavramın gizemi nedir?” diye düşündüğünüz olmuştur. Belki de bu kavramı ilk defa duymuşsunuzdur. Peki, nedir altın oran, nereden çıkmıştır, pratik hayatta kullanımı var mıdır? Doğada rastla...

SON 5 MAKALE  rss

CIA’nin Kültürel Silahı: Çağdaş Sanat
Soyut dışavurumcular, 1940’ların sonlarında ortaya çıktılar ve New York’u sanat dünyasının merkezi olarak kabul ettirdiler. Ancak kimileri onların, Soğuk Savaş Dönemi’nde Amerikan casuslarının piyonları olduklarını ...
Renk Teorisine Tarihsel Bir Bakış
Tarih boyunca uygarlıklar, renk teorilerini etraflarındaki dünyayı tanımlamak ve renkleri nasıl gördüğümüzü anlamak için geliştirmişlerdir. Ancak, ilk kez Aristoteles’in fikirleri renk teorisyenleri arasında daha ço...
Batılı Sanatçıların Çallı Kuşağı’na Etkileri
Çallı Kuşağı, bilinen bir diğer adıyla 1914 Kuşağı; Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde sanat hayatına atılan sanatçılardan oluşur. Bu sanatçılar yıkılan bir imparatorluğun ardından her anlamda yeniden inşa e...
Adorno, Debord ve Baudrillard’da Kültür ve Sanat
Theodor Adorno, kültür endüstrisi düşüncesinde sanatı ‘sığınak’ olarak görmüş, sanatın kitle kültürünün etkilerini azaltma ve onun işleyişinin dışında kalması gerektiğini önermiştir. Guy Debord, “gösteri toplumu” dü...

Navigasyon

Galeri
Üye/Ziyater
  • . Aktif üye sayısı (0)
  • . Aktif ziyaretçiler (11)
  • . Kayıtlı üye sayısı (1119)
  • . Yeni Üyelik
Açılış sayfası yap Sayfa basina git