. . .
Sanat Teorisi
  Ana sayfa >> Makaleler >> Makale ve Araştırmalar >> Makaleler >> Makale Oku

Makale Başlığı: Po(e)rtre

Po(e)rtre Yazdır twitter facebook

Yazar: Enis Batur • Eklenme Tarihi: 03.09.2011 20:28:48 • Görüntüleme: 3.254
Özet:
Edgar Allan Poe, The Fall of the House of Usher’ı 1839 yılının Eylül ayında, Burton’s Gentleman’s Magazine’de ilk kez günışığına çıkarmış; sağlığında altı kez daha yayımlamış öyküyü: Dergi, kitap ve derlemelerde. Avrupa’ya, Baudelaire’in çevirisiyle 1855’de gelmiş Usherlar’ın Çöküşü.
Kelimeler:
Enis Batur, Po(e)rtre, makale, Edgar Allan Poe, Claude Debussy, David Leatherbarrow, Postacı Cheval
Edgar Allan Poe, The Fall of the House of Usher’ı 1839 yılının Eylül ayında, Burton’s Gentleman’s Magazine’de ilk kez günışığına çıkarmış; sağlığında altı kez daha yayımlamış öyküyü: Dergi, kitap ve derlemelerde. Avrupa’ya, Baudelaire’in çevirisiyle 1855’de gelmiş Usherlar’ın Çöküşü.

Eliot’ın kaşı çatık yorumu bilinir: Fransa’da Poe’nun abartılı bir önem kazanmış olmasının nedeni, Baudelaire’in ve Mallarmé’nin onu hakettiğinden yüksek bir konuma yerleştirmiş olmalarıdır. Paylaşılabilir mi Eliot’ın yargısı, bilemiyorum; bildiğim, Poe’nun yapıtının, genelde, farklı düzlemlerde okumalara açık (yatkın) bir özellik barındırdığı: İndirgendiğinde, bir korku ve düşlem yatağı olarak algılandığına, aşırıyorumlandığında, yetkin bir anlatım ekonomisinin temsilcisi sayıldığına tanık oluyoruz.

Türkiye’de, öteden beri yankı uyandırmış bir yapıt, Poe’nunki. Elimizin altında ne yazık ki eksiksiz bir kaynakça çalışması yok hâlâ. Şiirleri, anlatıları farklı çevirilerle sunuldu okura; buna karşılık çoğu, “marginalia” kapsamına giren 1540 sayfalık Essays and Reviews’una bugüne dek pek az yaklaşıldı. Memet Fuat’ın Morg Sokağı Cinayeti (1954), Mehmet Akter’in Altın Böcek (1955) derlemelerinden bu yana okurun yaygın ilgisini gören, Nisan ve Adam Öykü dergilerinin özel bölümleriyle enikonu kuşatılan Poe’nun yapıtının ülkemizde, dilimizde bıraktığı ilk izlerden birine Yahya Kemal’in Hâtıralarım’ında rastlandığına daha önce değinmiştim: “Morg Sokağı Cinâyeti unvanlı bir hikâye de üzerimde derin bir tesir bırakmıştı. Önce cinâî bir roman telâkki ettiğim bu hikâyenin Edgar Poe’nun şâheseri olduğunu böyle pek geç öğrendim”.

Kitap-lık dergisine, Edebiyat-Müzik ilişkisi bağlamında Usherlar’ın Çöküşü’nü önermemin uzun ve biraz kişisel bir arka hikâyesi olduğunu söylemeliyim. 1990 yılında, Başkalaşımlar’ın ikinci cildine Hatay’da Bir Rolls Royce ile başlamamın ardından, o öyküye uzandım: Po(e)rtre başlıklı, 49 parça olarak tasarladığım metnin ilk 10 parçasını yazdıktan sonra durakladım. Dört yıl sonra, Bilar’dan gelen bir çağrı üzerine düzenlediğim beş haftalık Edgar Allan Poe seminerini satır satır Usherlar’ın Çöküşü’nü sökmeye ayırdım. Arada, Gesualdo-Bir Tema için Çeşitlemeler’i bitirmiştim; benzer bir yapı kurma niyetiyle, Poe’nun öyküsünü türevleriyle kuşatmaya yöneldim:
Claude Debussy’nin onbeş yıl üzerinde çalıştıktan sonra, “livret”sini yazmayı tamamladığı, oysa beste çalışması yarıda kalan iki perdelik operasının ilk bölümü Usherlar’ın Çöküşü üzerineydi — burada metninin bütününe yer verdiğimiz eser ilk kez 1977’de seslendirildiğinde (iki parça, 23 dakika) elyazmalarına yeni ulaşılabilmişti. 1984’de yayımlanan kayıt yalnız bırakılmamıştı: Florent Schmitt’in 1904’de Roma’da bestelediği Perili Saray’ı (12 dakika, 12 saniye) ile André Caplet’nin iki ayrı versiyonunu yazdığı (1908, 1923) Kızıl Maskenin Ölümü (17 dakika) bugün aynı CD’de dinlenebilir (EMİ, 1987). Edgar Allan Poe’nun müzikal uzantıları açısından Alan Parsons Project’e de bakılmalı şüphesiz.

Aynı amaçla ulaştığım bir metin, David Leatherbarrow’un, VİA Architecture and Litterature’ün 1986/8 sayısında yayımlanan The Poetics of the Architectural Setting olmuştu: A Study of the Writings of Edgar Allan Poe. Yazarın mekân kurgusuna verdiği önem, atmosfer oluşumu açısından mimarî boyuta yaklaşımı bu metinde öne çıkıyor.

Usherlar’ın Çöküşü sinemaya uyarlanmış, çizgi romanlara konu olmuş, sık sık “illüstre” edilmiştir. Pek az öykünün bu ölçüde doğurgan bir serüven yarattığına rastlanır, yazın tarihlerinde. Po(e)rtre üzerinde yoğunlaştığım dönemde, metnin Türkçe karşılığına sokulmuştum. Bir seferinde Tomris Uyar’ı aradım, Perili Saray’la ilgili bir pürüz nedeniyle. Öyküyü yeniden ele aldığını, ilk çevirisinde “öz”ünü tam kavrayamadığı için çeviriyi yeniden yapmaya karar verdiğini söyledi — burada, onun elinden çıkan son versiyonu veriyoruz.

Açık söylemek gerekirse, Po(e)rtre’nin bir tasarı olarak çöküşünde, düşükler arasına katılmasında, öykünün kendisinden kaynaklanan bir uğursuzluk olup olmadığı kafamı kurcalıyor yıllardır. Debussy’nin de, onbeş yıl üzerinde çalıştıktan sonra beste çalışmasını ağır bir dibe çöküşe terketmiş olması, düşündükçe tuhaf bir ürperti yaratıyor içimde.

Po(e)rtre başlığı bir yazı cilvesine dayanmıyordu yalnızca: Tomris Uyar da, öykünün Poe’nun bir otoportre çalışması olduğuna neden sonra inanmıştı. Yazarın yapıtında “Araf” imgesinin tuttuğu kilit yere bağlı biçimde, altbaşlığı “Araftaki” olarak kullanmayı aklımdan geçirmiştim. O dönemde, Jacques le Goff’un Araf’ın Doğuşu (1981) çalışmasıyla tanışmamıştım; tanışmış olsaydım, belki de, yanmış(ım) gibi, elimi metinden geri çekmezdim. Hepten unuttum, terkettim diyemem Usherlar’ın Çöküşü’nü: “Perili Saray”ın içinden “Saray”a, Postacı Cheval’in dudak uçuklatıcı tasavvuruna geçtim.

Poe’nun öyküsü, sonuç olarak, en tekinsiz anlatılarından biri sayılabilir. Gerçekten de, bir delirium tremens sahnesiyle tamamlanacak yaşamının aynası olarak görülebilir mi? Usherlar’ın Çöküşü, hem imgesel yanıyla, hem de ezgisel boyutuyla büyük bir sanrı deposunu çağrıştırır. Gerçeklikler dünyasıyla kuruntular, kurgular, kurmacalar dünyası ne ölçüde biribirilerinden ayrılabilir, ayrıştırılabilirler, ne ölçüde içiçe geçer, yaşarlar? Metin üzerinde çalışan yorumcular, Poe’nun, her zaman yaptığı gibi, “olağanüstü”nün dairesine girdiğinde “olağan”a başvurmayı savsaklamadığı görüşünde birleşiyorlar: Usher Evi, üzerinde yeraldığı toprak parçasının fiziksel özellikleri gereği çöküyor bataklığın dibine: Simge, hakikatın peşinden koşuyor.
Tıpkı Poe’nun hayatı.


Kaynak:
kitap-lık - sayı: 71 - Nisan 2004

Makale Detaylar
Gönderen: webmaster
Derecelendirme: 0000000000 0%
Yazar İletişim: Bilinmiyor

Sadece üyeler yorum yazabilir. Üye olmak için tıklayın.

Ana sayfa | Makaleler

Aç

Haftanın Yazısı: CIA’nin Kültürel Silahı: Çağdaş Sanat

EN İYİ MAKALELERrss

Makaleler bölümündeki en iyi 5 içerik.
Eser Analiz Yöntemleri
Sanat olgusunun varlığını kavramanın en doğru yolu, sanat eserini çözümlemekte yatmaktadır. Bu konuya karşı XX.yüzyıl başlarında ilgi uyanmaya başlamış ve 1915 yılında Heinrich Wölfflin ve sonrasında Erwin Panofsky ...
Türk Resminde Kurtuluş Savaşı Teması
Sanatın toplumsal yapılara, bağlı gelişmesiyle, sanatçının yaratımını politik, ekonomik, kültürel şartlara uyumlu bir tavırla gerçekleştirmesi özdeştir. Bu arada tarihî sürecin hiçbir döneminde varlığı inkâr edileme...
Sokrates ve Felsefesi
M.Ö. 469-399 yılları arasında yaşamış olan ünlü Yunanlı düşünür. Platon’un hocası olan Sokrates, yazılı hiçbir şey bırakmamış, tüm zamanını özellikle gençlerle felsefe tartışarak geçirmiştir. Görüşleri, tartışmaları...
Altın Oran
“Altın oran kavramı ve bu kavramın gizemi nedir?” diye düşündüğünüz olmuştur. Belki de bu kavramı ilk defa duymuşsunuzdur. Peki, nedir altın oran, nereden çıkmıştır, pratik hayatta kullanımı var mıdır? Doğada rastla...
Modernizm ve Sanat Akımlarından Notlar
1750’lerden 1890’lara kadar süren ilk sanayi devrimi ardından, 2. Sanayi Devri 1896’larda başlayıp 1928’e kadar sürmüştür. Dünya devletleri, bu olayların ardından hızla ilerleme kaydetmiştir....

SON 5 MAKALErss

Sanat, Sanatçı, Sanat Eseri ve Ahlak
Günümüzde üzerinde en çok konuşulan mevzulardan birisi de sanat veya sanatçı konusudur. Düzeysiz ve niteliksiz birçok insana "sanatçı" ve bunların ortaya koydukları şeylere de "sanat" denildiği g...
Birey ve Toplum İçin Sanat Eğitiminin Gerekliliği
Bu araştırmada birey ve toplum için genel eğitim bütünlüğü içerisinde sanat eğitiminin neden gerekli olduğunu vurgulanmak amaçlanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, genel tarama modeli çerçevesinde literatür ta...
Dijital Sanat
Elektronik ortamda üretilen sanat olarak kısaca tanımlanabilen dijital sanat, çağdaş bilgiyi, bakışı ve bilinci, teknolojiye ilişkin kuramlar ve kavramlarla değiştirmekte ve dönüştürmektedir. Birden fazla sanatsal b...
Bir Sanatsal İfade Aracı Olarak Dijital Oyunlar
Kasım 2012’de New York Modern Sanatlar Müzesi’nin resmi sitesinde dijital oyunlardan oluşan bir koleksiyonunu müzede sergileneceği duyuruldu. Sanat eleştirmeni Jonathan Jones duyuruya katılımcı doğaları gereği oyunl...
Sanatın Yeni Evresi Olarak Bilgisayar Oyunları
Bilgisayar oyunları dönüşmekte olan sanat evresinin son boyutu olarak, belirli alt disiplinlerle nitelik kazanmaktadır. Bu kavramlar klasik kompozisyon kuralı, Grek idealizmi, formalizm, maniyerizm, sinematografi, ü...

Navigasyon

Galeri
Üye/Ziyater
  • . Aktif üye sayısı (0)
  • . Aktif ziyaretçiler (10)
  • . Kayıtlı üye sayısı (1133)
  • . Yeni Üyelik
Açılış sayfası yap Sayfa basina git